JİLET GİBİ KESKİN FOTOĞRAF!!!

Bugün anlatacağım konu, profesyonel veya amatör olsun tüm fotoğrafçıların, en çok önem vermesi gereken konuların başında geliyor: JİLET GİBİ KESKİN FOTOĞRAF.
Jilet gibi keskin fotoğraf karesinin anlamı; tam olarak netlenmiş fotoğraf karesidir ve yaralanma riski yoktur:))
Şimdi sizlere profesyonel fotoğrafçıların kullandıkları bazı özel ekipmanlardan bahsedeceğim. Hemen endişelenmeyin, size masraf çıkarmak niyetinde değilim ancak en iyi fotoğrafa giden yolda biraz harcama yapmanız gerektiğini de belirtmem gerekiyor.

1. TRIPOD (Türkçesi üçayak ama Tripod yazınca daha havalı oluyor)

Bence tripod, her fotoğraf sevdalısının mutlaka edinmesi gereken ekipmanlar listesinde, birinci sırada yer alıyor. Işık koşulları ne olursa olsun, hatta gün ışığında bile çekim yapıyor olsanız, makinenizi sağlam bir tripod üzerine yerleştirmek, fotoğraflarınızın netlik kalitesini bir hayli arttıracaktır. İlk bakışta amatör bir görünüm sergiliyor gibi görünse de, profesyonel fotoğrafçıların hemen hepsi, manzara fotoğrafı çekerken bile makinelerini tripod üzerine yerleştirirler. Çünkü makineniz, ışık koşullarına göre, pozlandırma için belli bir süreye ihtiyaç duyar ve bu süre içerisinde makinenizin tamamen sabit olması gerekir ki; kareniz olabildiğince keskin olsun. Piyasada çeşitli marka ve modellerde tripod bulmak mümkün. Bütçenizin el verdiği ölçüde, kaliteli ve yere sağlam basan bir tripod almanız, fotoğraf karenizin keskin olmasında size çok yardımcı olacaktır. Tripodlar, fotoğraf ve video olarak iki ana gruba ayrılır. Temelde, video tripodlar fotoğraf çekmek için uygun değildir. Çünkü, video çekerken, dikey ve yatay açılar kullanırsınız, ancak fotoğraf çekerken neredeyse 360 derecelik açıya sahip olmanız gerekir. “Eee ben nasıl anlayacağım hangi tripodu almam gerektiğini?” diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Çok basit, eğer almayı planladığınız tripodun çok kısa iki adet ayar kolu varsa ve tripod her açıda rahatlıkla hareket ediyorsa, fotoğraf tripoduna bakıyorsunuz demektir. Video tripodların genelde tek ve uzun bir ayar kolu olur.

Not: Makinenizi tripod üzerine yerleştirdiğinizde, eğer objektifinizde titreşim önleme sistemi varsa mutlaka kapalı konuma getirmelisiniz. Bu sistem hareket algılayamadığı zamanlarda kendi kendine hareket edebilir ve fotoğrafın keskinliğini bozabilir. Bu özelliği, sadece elde çekim yapmak durumunda kalırsanız kullanın.
2. Kablolu veya kablosuz uzaktan kumanda

İster inanın, ister inanmayın ama bu ekipman da listede ikinci sırayı rahatlıkla alabilir. Makinenizi ne kadar sağlam bir tripoda yerleştiriseniz yerleştirin, deklanşöre basma anında, az da olsa makinenize titreşim vermiş olacaksınız ve böylece keskin fotoğraf hayalleriniz suya düşecek. Bu sebepten dolayı, bir kumanda kullanmanızda fayda var. Piyasada çok çeşitli kumandalar mevcut. Sizin makinenizin marka ve modeline uygun, herhangi bir tanesini seçebilirsiniz. Bu kumandalar, boyutlarından olsa gerek, çekime giderken çantanıza koymayı unutabileceğiniz ekipmanlar arasındadır (benim birçok kez unutmuşluğum var). Böyle bir durumda kalırsanız, makinenizin zamanlayıcısını kullanarak da fotoğraf çekebilirsiniz. Eğer zamanlayıcıyı kullanmak durumunda kalırsanız, size tavsiyem, parmağınızın makine üzerinde yarattığı depreminin yatışması için, zamanlayıcıyı deklanşöre bastıktan en az beş saniye sonra çekecek şekilde ayarlamanız olacaktır.

3. Mirror lock-up yani ayna kilitleme

Yeterince masraf açtığımı biliyorum ve keskin fotoğraf için daha fazla ekipmana ihtiyaç duymayacağınızı yazarak sizi rahatlatmak istiyorum. Ayna kilitleme, neredeyse her DSLR fotoğraf makinesinde bulunan bir ayardır. Ayna kilitlemeyi aktif hale getirdiğinizde, kumandanıza iki defa basmanız gerekecektir. İlk basışta ayna kalkar ve kilitlenir, ikinci kez bastığınızda ise perde açılır ve pozlandırma tamamlanmış olur. Bu ayarı kullanmamızın sebebi, makine içinde hareket eden parçaların yarattığı ufak titreşimlerin, fotoğraf karesine yansımasını önlemektir.

4. En net diyafram aralığı

Jilet gibi keskin dedik ya biraz daha uğraşalım bakalım. Yukarıda yazdıklarım, makinenize yapmanız gereken ayarları veya almanız gereken ekipmanları içeriyordu. Şimdi ise, objektifinizi, keskin fotoğraf için nasıl ayarlamanız gerektiğinden bahsetmek istiyorum.
Neredeyse her objektifin, en keskin fotoğrafı ürettiği diyafram aralığı vardır. Genellikle bu aralık en açık diyaframın iki tam f durağı kısığıdır. Yani objektifinizin en açık diyaframı f2.8 ise sonraki iki tam durak olan f5.6 ve f8 objektifinizin en keskin fotoğrafları verdiği aralıktır. Kendi objektifinizin net diyafram aralığını anlamak için, bütün diyafram aralığında çekim yapıp fotoğrafları yaklaştırarak keskinliği kontrol edebilirsiniz. Bir diğer çözüm de, DxOMark internet sitesinden kendi objektifinize ait test verilerini araştırabilir, en net diyafram aralığını öğrenebilirsiniz.

Bugünkü yazım burada son buluyor. Yazdıklarımdan anlayamadığınız ya da benim tam olarak anlatamadığım bir nokta olduysa lütfen yorumlarınızda belirtiniz. Teşekkürler..

TOLGA AKIN

ISO – DİYAFRAM – PERDE HIZI

Bir önceki yazımda fotoğraf makinesi seçimi konusunda elimden geldiği kadar yardımcı olmaya çalıştım. Şimdi de makinenizi seçtiğinizi ve satın aldığınızı varsayarak, elinizdeki makine ile doğru pozlama hakkında size yardımcı olmak istiyorum.
Konu başlığında adı geçen bu üç sıkı dost hakkında oldukça detaylı bilgiler bulmak istiyorsanız İnternet üzerinde kısa bir araştırma yapmanız yeterlidir. Şimdi diyeceksiniz ki ” o zaman sen niye bir daha yazıyorsun? ” Size şöyle açıklayabilirim; geçtiğimiz Temmuz ayında, SANART sanat kampında, yaşları 11-14 arasında olan beş harika genç ile fotoğrafçılık dersi yapma fırsatı buldum. İlk dersimiz de, fotoğraf makinemizin çalışma prensibini anlamak üzerineydi. Ben öğrencilerime ISO-diyafram-perde hızı hakkında bilgi verdikçe, yüzlerinde kafalarının oldukça karıştığını gösteren mimikler oluşmaya başladı. İşte o zaman bu konuyu çok daha basitleştirerek anlatmam gerektiğini anladım:) Haydi başlayalım..
Temelde bu üçlünün tek bir amacı var, fotoğrafı oluşturabilmek için yeterli ışığı sensör üzerine düşürmek. Ancak hepsinin ayrı ayrı görevleri var.

DİYAFRAM; f değeri ile belirtilir. Makinenizin ekranında f2.8, f5.6, f22…. gibi rakamlar görürsünüz. Ortamdaki ışığa göre, objektifinizin izin verdiği ölçüde ayarlayabilirsiniz. f harfinin yanındaki sayı ne kadar küçük olursa o kadar fazla ışık, ne kadar büyük olursa da o kadar az ışık, makine sensörünüze düşecektir. Bunu; ortam ışığına göre büyüyüp küçülen, göz bebeğine benzetebiliriz. Diyafram sadece ışığı kontrol etmez. Net alan derinliğini de kontrol etmek için diyaframı kısar veya açarız. Şöyle ki; fotoğrafta net olmasını istediğimiz alanın derinliğine göre diyafram açıklığımız değişkenlik gösterir. Mesela portre fotoğrafı çekerken, modelin yüzünü net, geri kalan her yeri netsiz istediğimizi varsayalım. Bu gibi kompozisyonlarda, objektifimizin izin verdiği ölçüde, diyaframı açarız. Böylece modelimiz net arka plan flu olacaktır. Başka bir örnek vermek gerekirse, manzara fotoğrafı çekerken, kadrajınızda ki her yerin net olmasını istersiniz, o zaman diyaframı mümkün olduğu kadar kısmanız gerekir. Alan derinliği konusu, çok DERİN bir başlıktır, ilerleyen yazılarımda ayrıca bu konuyu irdeleyeceğim, ancak bu yazdıklarım şimdilik yetecektir diye düşünüyorum. Bu bilgileri biraz daha netleştirmek için, yazının en başında paylaştığım tabloyu incelerseniz ne demek istediğimi daha iyi anlayacağınızdan eminim. 🙂

ISO; sensörün ışığa olan duyarlılığını kontrol eder. Genelde 100-6400 arasında ayarlayabilirsiniz. Değer ne kadar küçük olursa, sensörünüzün ışığa olan hassasiyeti o kadar az olacaktır. Hassasiyetin az olması da, çektiğiniz karelere yüksek görüntü kalitesi olarak yansıyacaktır. Bu ayarın tek kötü yanı, değer yükseldikçe fotoğraflarda kumlama (Gren) meydana getirmesidir.

PERDE HIZI; diyaframdan geçen ışığın, ne kadar süreyle sensöre düşeceğini belirler. Makinenizin ekranında, 1/30, 1/125, 1/2000….. gibi değerlerle gösterilir.
1 rakamının yanındaki değer ne kadar büyük olursa o kadar az ışık, ne kadar küçük olursa o kadar fazla ışık sensörünüzle buluşacaktır.

Yukarıda, bu sıkı dostların ışığı ne şekilde yakaladığını en kısa haliyle anlatmaya çalıştım. Şimdi sıra sizde. Makinelerinizi açın ve manüel moda alıp, ISO-diyafram-perde hızı değiştirildiğinde fotoğraflarınızda neler oluyor gözlemleyin.
İlk çekimleriniz aşırı parlak yada karanlık olabilir, hiç önemli değil, yılmadan devam edin.

Eğer kafanıza takılan sorularınız olursa buradan iletebilirsiniz. En kısa sürede cevaplamaya çalışacağım. Teşekkürler….

TOLGA AKIN

HANGİ FOTOĞRAF MAKİNESİNİ ALMALIYIM?

Fotoğrafa ilgi duyan insanların kafasını kurcalayan en önemli soru ve aynı zamanda bana da sıkça sorulan sorular arasında. Teknolojinin de gelişmesiyle, fotoğraf makinesi üreticilerinin sayısı ve bu üreticilerin ürün gamı bir hayli genişledi. Neredeyse her gün yeni bir makine ya da objektif, kullanıcının beğenisine sunuluyor. Hal böyle olunca da yeni bir fotoğraf makinesi alma isteği, araştırma yaptıkça ayrı bir işkenceye dönüşüyor. Araştırmalarınızı sürdürürken; eğer konuya ilişkin bilgileriniz de kısıtlıysa, kendinizi üreticilerin özenle inşa ettiği kafesin içinde, kapana kısılmış hissediyorsunuz. Eğer fotoğrafçı bir yakınınız varsa şanslısınız, kafesin anahtarlarını vermesi için yakasına yapışabilirsiniz:)


Almak istediğiniz fotoğraf makinesinin ve objektiflerin markasına/modeline karar vermeden,öncelikle kendinize şu soruyu sormalısınız: “Ben fotoğraf çekmeyi biliyor muyum?” Tanıdığım o kadar çok insan var ki; vakti zamanında büyük paralar harcayarak profesyonel fotoğraf makinesi alan. Ancak fotoğraf konusunda hiçbir bilgisi olmadığı için bilgi edinmeye başladığında, sadece deklanşöre basmakla bitecek zannettiği fotoğraf sanatının ne kadar derin bir konu olduğunu anlayarak vazgeçip makinesini bir kenara atan. Bence profesyonel bir fotoğraf makinesi almadan önce yapmanız gereken ilk şey, fotoğraf sanatı hakkında bir araştırma yapmaktır.Sonrasında alacağınız ‘SLR LIKE’ yani yarı profesyonel bir fotoğraf makinesi, hayalini kurduğunuz güzel fotoğraf karelerine sizi bir adım daha yaklaştıracaktır. Hangi tür fotoğrafçılığa ilgi duyduğunuzu tespit ettiğinizde, seçtiğiniz türün ihtiyaçlarına göre bir ekipman satın alabilirsiniz. Örnek vermek gerekirse; makro fotoğrafçılık alanında makinenin özelliklerinden çok, objektif seçimi önemli olacaktır. Çünkü geniş açı bir lens ile makro fotoğraflar çekemezsiniz. Eğer hızlı hareket eden nesneler veya canlılar çekecekseniz “spor, vahşi doğa vb” bu seferde bir saniyede 10-15 kare çekebilen bir makine alıp, üzerine ultra zoom bir objektif takmanız gerekecektir. Bu yazıdan da anlaşılabileceği gibi; hangi fotoğraf makinesi? değil hangi tür fotoğrafçılık? sorusuna doğru bir cevap bulmak; hem doğru ekipmanı almak,hem de bütçenizi seçtiğiniz alan doğrultusunda yönlendirmek açısından size önemli bir avantaj sağlar. Yukarıda yazdıklarım doğrultusunda sizin için en uygun ekipmanı seçmek çok daha kolay olacaktır diye düşünüyorum. Sanat dolu bir hayat dileklerimle…

TOLGA AKIN