ISO – DİYAFRAM – PERDE HIZI

Bir önceki yazımda fotoğraf makinesi seçimi konusunda elimden geldiği kadar yardımcı olmaya çalıştım. Şimdi de makinenizi seçtiğinizi ve satın aldığınızı varsayarak, elinizdeki makine ile doğru pozlama hakkında size yardımcı olmak istiyorum.
Konu başlığında adı geçen bu üç sıkı dost hakkında oldukça detaylı bilgiler bulmak istiyorsanız İnternet üzerinde kısa bir araştırma yapmanız yeterlidir. Şimdi diyeceksiniz ki ” o zaman sen niye bir daha yazıyorsun? ” Size şöyle açıklayabilirim; geçtiğimiz Temmuz ayında, SANART sanat kampında, yaşları 11-14 arasında olan beş harika genç ile fotoğrafçılık dersi yapma fırsatı buldum. İlk dersimiz de, fotoğraf makinemizin çalışma prensibini anlamak üzerineydi. Ben öğrencilerime ISO-diyafram-perde hızı hakkında bilgi verdikçe, yüzlerinde kafalarının oldukça karıştığını gösteren mimikler oluşmaya başladı. İşte o zaman bu konuyu çok daha basitleştirerek anlatmam gerektiğini anladım:) Haydi başlayalım..
Temelde bu üçlünün tek bir amacı var, fotoğrafı oluşturabilmek için yeterli ışığı sensör üzerine düşürmek. Ancak hepsinin ayrı ayrı görevleri var.

DİYAFRAM; f değeri ile belirtilir. Makinenizin ekranında f2.8, f5.6, f22…. gibi rakamlar görürsünüz. Ortamdaki ışığa göre, objektifinizin izin verdiği ölçüde ayarlayabilirsiniz. f harfinin yanındaki sayı ne kadar küçük olursa o kadar fazla ışık, ne kadar büyük olursa da o kadar az ışık, makine sensörünüze düşecektir. Bunu; ortam ışığına göre büyüyüp küçülen, göz bebeğine benzetebiliriz. Diyafram sadece ışığı kontrol etmez. Net alan derinliğini de kontrol etmek için diyaframı kısar veya açarız. Şöyle ki; fotoğrafta net olmasını istediğimiz alanın derinliğine göre diyafram açıklığımız değişkenlik gösterir. Mesela portre fotoğrafı çekerken, modelin yüzünü net, geri kalan her yeri netsiz istediğimizi varsayalım. Bu gibi kompozisyonlarda, objektifimizin izin verdiği ölçüde, diyaframı açarız. Böylece modelimiz net arka plan flu olacaktır. Başka bir örnek vermek gerekirse, manzara fotoğrafı çekerken, kadrajınızda ki her yerin net olmasını istersiniz, o zaman diyaframı mümkün olduğu kadar kısmanız gerekir. Alan derinliği konusu, çok DERİN bir başlıktır, ilerleyen yazılarımda ayrıca bu konuyu irdeleyeceğim, ancak bu yazdıklarım şimdilik yetecektir diye düşünüyorum. Bu bilgileri biraz daha netleştirmek için, yazının en başında paylaştığım tabloyu incelerseniz ne demek istediğimi daha iyi anlayacağınızdan eminim. 🙂

ISO; sensörün ışığa olan duyarlılığını kontrol eder. Genelde 100-6400 arasında ayarlayabilirsiniz. Değer ne kadar küçük olursa, sensörünüzün ışığa olan hassasiyeti o kadar az olacaktır. Hassasiyetin az olması da, çektiğiniz karelere yüksek görüntü kalitesi olarak yansıyacaktır. Bu ayarın tek kötü yanı, değer yükseldikçe fotoğraflarda kumlama (Gren) meydana getirmesidir.

PERDE HIZI; diyaframdan geçen ışığın, ne kadar süreyle sensöre düşeceğini belirler. Makinenizin ekranında, 1/30, 1/125, 1/2000….. gibi değerlerle gösterilir.
1 rakamının yanındaki değer ne kadar büyük olursa o kadar az ışık, ne kadar küçük olursa o kadar fazla ışık sensörünüzle buluşacaktır.

Yukarıda, bu sıkı dostların ışığı ne şekilde yakaladığını en kısa haliyle anlatmaya çalıştım. Şimdi sıra sizde. Makinelerinizi açın ve manüel moda alıp, ISO-diyafram-perde hızı değiştirildiğinde fotoğraflarınızda neler oluyor gözlemleyin.
İlk çekimleriniz aşırı parlak yada karanlık olabilir, hiç önemli değil, yılmadan devam edin.

Eğer kafanıza takılan sorularınız olursa buradan iletebilirsiniz. En kısa sürede cevaplamaya çalışacağım. Teşekkürler….

TOLGA AKIN

HANGİ FOTOĞRAF MAKİNESİNİ ALMALIYIM?

Fotoğrafa ilgi duyan insanların kafasını kurcalayan en önemli soru ve aynı zamanda bana da sıkça sorulan sorular arasında. Teknolojinin de gelişmesiyle, fotoğraf makinesi üreticilerinin sayısı ve bu üreticilerin ürün gamı bir hayli genişledi. Neredeyse her gün yeni bir makine ya da objektif, kullanıcının beğenisine sunuluyor. Hal böyle olunca da yeni bir fotoğraf makinesi alma isteği, araştırma yaptıkça ayrı bir işkenceye dönüşüyor. Araştırmalarınızı sürdürürken; eğer konuya ilişkin bilgileriniz de kısıtlıysa, kendinizi üreticilerin özenle inşa ettiği kafesin içinde, kapana kısılmış hissediyorsunuz. Eğer fotoğrafçı bir yakınınız varsa şanslısınız, kafesin anahtarlarını vermesi için yakasına yapışabilirsiniz:)


Almak istediğiniz fotoğraf makinesinin ve objektiflerin markasına/modeline karar vermeden,öncelikle kendinize şu soruyu sormalısınız: “Ben fotoğraf çekmeyi biliyor muyum?” Tanıdığım o kadar çok insan var ki; vakti zamanında büyük paralar harcayarak profesyonel fotoğraf makinesi alan. Ancak fotoğraf konusunda hiçbir bilgisi olmadığı için bilgi edinmeye başladığında, sadece deklanşöre basmakla bitecek zannettiği fotoğraf sanatının ne kadar derin bir konu olduğunu anlayarak vazgeçip makinesini bir kenara atan. Bence profesyonel bir fotoğraf makinesi almadan önce yapmanız gereken ilk şey, fotoğraf sanatı hakkında bir araştırma yapmaktır.Sonrasında alacağınız ‘SLR LIKE’ yani yarı profesyonel bir fotoğraf makinesi, hayalini kurduğunuz güzel fotoğraf karelerine sizi bir adım daha yaklaştıracaktır. Hangi tür fotoğrafçılığa ilgi duyduğunuzu tespit ettiğinizde, seçtiğiniz türün ihtiyaçlarına göre bir ekipman satın alabilirsiniz. Örnek vermek gerekirse; makro fotoğrafçılık alanında makinenin özelliklerinden çok, objektif seçimi önemli olacaktır. Çünkü geniş açı bir lens ile makro fotoğraflar çekemezsiniz. Eğer hızlı hareket eden nesneler veya canlılar çekecekseniz “spor, vahşi doğa vb” bu seferde bir saniyede 10-15 kare çekebilen bir makine alıp, üzerine ultra zoom bir objektif takmanız gerekecektir. Bu yazıdan da anlaşılabileceği gibi; hangi fotoğraf makinesi? değil hangi tür fotoğrafçılık? sorusuna doğru bir cevap bulmak; hem doğru ekipmanı almak,hem de bütçenizi seçtiğiniz alan doğrultusunda yönlendirmek açısından size önemli bir avantaj sağlar. Yukarıda yazdıklarım doğrultusunda sizin için en uygun ekipmanı seçmek çok daha kolay olacaktır diye düşünüyorum. Sanat dolu bir hayat dileklerimle…

TOLGA AKIN